Yılmaz - Yusuf Koşar
Yılmaz henüz altı yaşında esmer çelimsiz bir çocuktu. Ağaçlı'ya henüz altı aylık kundaktayken gelmişti. Babası Ali büyük şehirde yapamamış; babası Hacı Salih Efendi ölünce baba ocağı Ağaçlı'ya dönmüş; tarla, bağ, bahçe işleriyle geçimini sağlıyordu. Zaten çok ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Yılmaz henüz altı yaşında esmer çelimsiz bir çocuktu. Ağaçlı'ya henüz altı aylık kundaktayken gelmişti. Babası Ali büyük şehirde yapamamış; babası Hacı Salih Efendi ölünce baba ocağı Ağaçlı'ya dönmüş; tarla, bağ, bahçe işleriyle geçimini sağlıyordu. Zaten çok ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Öte Köy - Yusuf Koşar
İki yıl kadar önceydi. Lise yıllarından tanıştığımız Arif iş çıkışı bana uğramıştı. Belli etmemeye çalışsa da canını sıkan bir şeyler vardı. Yemeğimizi yiyene kadar zor sabrettim. - Arif sende bir hal var. Biraz canın sıkkın gibi duruyor? Arif ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
İki yıl kadar önceydi. Lise yıllarından tanıştığımız Arif iş çıkışı bana uğramıştı. Belli etmemeye çalışsa da canını sıkan bir şeyler vardı. Yemeğimizi yiyene kadar zor sabrettim. - Arif sende bir hal var. Biraz canın sıkkın gibi duruyor? Arif ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
İlk İş Görüşmem: Adeta Barcelona-Milan Şampiyonlar Ligi Finali - Çağrı Coşkun
İlk iş görüşmemdi. ODTÜ Endüstri’den bir kampüs aşığı olarak okulu 2 sene uzatıp mezun olduktan hemen sonra askere gitmiş; 6 ay askerlikten sonra hürgeneral olarak büyük bir otomotiv firmasına iş başvurusu yapmış ve başvurumdan 1 hafta ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
İlk iş görüşmemdi. ODTÜ Endüstri’den bir kampüs aşığı olarak okulu 2 sene uzatıp mezun olduktan hemen sonra askere gitmiş; 6 ay askerlikten sonra hürgeneral olarak büyük bir otomotiv firmasına iş başvurusu yapmış ve başvurumdan 1 hafta ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Narlıbahçe Sokağı - Nihat Genç
Gün boyu top oynuyor, terliyor, hasır iskemleler, domates kasaları üzerine oturuyor, dibi ısırgan otlarıyla dolu mahalle duvarına sırtımızı veriyorduk. Karşıda Bizans sarısına boyanmış duvarlarla çevrilmiş kocaman bir gemi gibi Tekel binası, üst katın geniş pencerelerine tütün ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Gün boyu top oynuyor, terliyor, hasır iskemleler, domates kasaları üzerine oturuyor, dibi ısırgan otlarıyla dolu mahalle duvarına sırtımızı veriyorduk. Karşıda Bizans sarısına boyanmış duvarlarla çevrilmiş kocaman bir gemi gibi Tekel binası, üst katın geniş pencerelerine tütün ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Çöl - Çağrı Coşkun
Çöl, kumdaki bu izi de rüzgarıyla silecek. Tıpkı çöl varolduğundan beri olduğu gibi. İz bir gerçekti; ve gerçek, rüzgarın ısıtılmış, eğimli, öngörülemeyen akımlarının arasından geçerek ve her geçişte biraz daha silikleşerek yok olup, yerini algı kapıları arası ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Çöl, kumdaki bu izi de rüzgarıyla silecek. Tıpkı çöl varolduğundan beri olduğu gibi. İz bir gerçekti; ve gerçek, rüzgarın ısıtılmış, eğimli, öngörülemeyen akımlarının arasından geçerek ve her geçişte biraz daha silikleşerek yok olup, yerini algı kapıları arası ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
İhtiyar Kemancı - Nihat Genç
Vahim parasızlığını kimseye açamayan, aşamayan ihtiyarların gururunu tahmin edemezsiniz. Koca ömrü geride bırakan parasız yaşlı, artık gençler gibi dünyaya neden geldim diye isyan da edemez. Bir kabahat varsa, etraftakiler, biraz da kendinde ara der. Ağlama hakkı ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Vahim parasızlığını kimseye açamayan, aşamayan ihtiyarların gururunu tahmin edemezsiniz. Koca ömrü geride bırakan parasız yaşlı, artık gençler gibi dünyaya neden geldim diye isyan da edemez. Bir kabahat varsa, etraftakiler, biraz da kendinde ara der. Ağlama hakkı ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Dedemin Daşağı İn Aşağı - Nihat Genç
Cebeci Tren İstasyonu'nda arkadaşım Yahya'yla geze geze yürüyoruz, istasyonda bekleyen, tırnakları kir dolu, küçücük gözlü, biçimsiz ve çok yıpranmış pantolon giyen ihtiyarları tek tek gözledi Yahya, "birazdan keçi ağıllarına" girecekler dedi, "bunlardan doğuda o kadar var ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Cebeci Tren İstasyonu'nda arkadaşım Yahya'yla geze geze yürüyoruz, istasyonda bekleyen, tırnakları kir dolu, küçücük gözlü, biçimsiz ve çok yıpranmış pantolon giyen ihtiyarları tek tek gözledi Yahya, "birazdan keçi ağıllarına" girecekler dedi, "bunlardan doğuda o kadar var ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Seçkin Kitapçılarda - Çağrı Coşkun
Haftaya benim de naçizane bir yazımın olduğu "TecrübEM" isimli kitap basılıp, satışa sunulacak. Kitabın adının son iki harfi "Endüstri Mühendisi" kelimelerinin baş harfleri. Gelirleri ODTÜ burs fonuna aktarılacak kitapta çeşitli yaşlarda 50 ODTÜ'lü endüstri mühendisi meslektaş ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Haftaya benim de naçizane bir yazımın olduğu "TecrübEM" isimli kitap basılıp, satışa sunulacak. Kitabın adının son iki harfi "Endüstri Mühendisi" kelimelerinin baş harfleri. Gelirleri ODTÜ burs fonuna aktarılacak kitapta çeşitli yaşlarda 50 ODTÜ'lü endüstri mühendisi meslektaş ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Ceza Sömürgesi - Franz Kafka
Subay, "Eşsiz bir alet" dedi yolcuya ve kendisine hiç de yabancı olmayan makineyi hayran hayran süzdü. Yolcu, büyüğe saygısızlık ve hakaret suçuyla ölüme mahkûm edilen bir askerin idamında bulunmayı teklif eden komutanın çağrısını, sırf nezaket gereği ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Subay, "Eşsiz bir alet" dedi yolcuya ve kendisine hiç de yabancı olmayan makineyi hayran hayran süzdü. Yolcu, büyüğe saygısızlık ve hakaret suçuyla ölüme mahkûm edilen bir askerin idamında bulunmayı teklif eden komutanın çağrısını, sırf nezaket gereği ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Kıl Olma Sanatı [ Ders Notları I ] - E.Z.
Çok ciddi bir yazı dizisi “Kıl olmak nedir?”, “Kıl nedir?”, “Olmak nedir?”, “Olmamak nedir?”, “Sanat nedir, kimin içindir?” ve benzeri hem uykumuzu hem ufkumuzu açıcı sorularla, bilincimizin kapılarına omuz atacağımız bir serüvendir bu... Kıl, Türk Dil ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Çok ciddi bir yazı dizisi “Kıl olmak nedir?”, “Kıl nedir?”, “Olmak nedir?”, “Olmamak nedir?”, “Sanat nedir, kimin içindir?” ve benzeri hem uykumuzu hem ufkumuzu açıcı sorularla, bilincimizin kapılarına omuz atacağımız bir serüvendir bu... Kıl, Türk Dil ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Beni nasıl bu kadar güzel buluyorsun? - Çağrı Coşkun
"Bugün Ayın Işığı" türkümüzde geçer: "Gözdür alemi gezer de gönül biriynen (biriyle) olur" der. Daha öz tarif için, yüreği 'Aşık Veysel yüreği' gibi bir babayiğit lâzım diye düşündüğümden; Türk erkeği için bu konuda daha öz olabilecek ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
"Bugün Ayın Işığı" türkümüzde geçer: "Gözdür alemi gezer de gönül biriynen (biriyle) olur" der. Daha öz tarif için, yüreği 'Aşık Veysel yüreği' gibi bir babayiğit lâzım diye düşündüğümden; Türk erkeği için bu konuda daha öz olabilecek ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Kaos - Cemalettin Nuri Taşçı
Per Bak (Danimarkalı bir fizikçi), “How Nature Works” adlı kitabına bir simülasyonla girer: Bir “ızgara“ (grid) düşünün ki yaylardan yapılmış olsun. Yayların kesiştikleri noktalardan birer sarkaç sallansın. Sarkaçlardan, rasgele seçilmiş birine 360 derecelik bir dönme yaptırılsın. ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Per Bak (Danimarkalı bir fizikçi), “How Nature Works” adlı kitabına bir simülasyonla girer: Bir “ızgara“ (grid) düşünün ki yaylardan yapılmış olsun. Yayların kesiştikleri noktalardan birer sarkaç sallansın. Sarkaçlardan, rasgele seçilmiş birine 360 derecelik bir dönme yaptırılsın. ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Bul Beni Bebek - Mehmet Emin Arı
Annenin kim olduğunu kimse bilmiyordu. Olayın başından sonuna kadar Anne hep belirsiz kaldı. Bu gün bile Annenin kim olduğu kesin olarak bilinmiyor. Görünen o ki Anne de ortaya çıkmaya pek niyetli değil ve işin kötüsü Bebek ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Annenin kim olduğunu kimse bilmiyordu. Olayın başından sonuna kadar Anne hep belirsiz kaldı. Bu gün bile Annenin kim olduğu kesin olarak bilinmiyor. Görünen o ki Anne de ortaya çıkmaya pek niyetli değil ve işin kötüsü Bebek ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Ses - Sabahattin Ali
Bizi Beyşehirden Konya'ya götüren kamyon Barsakderesi dedikleri bir boğazda sakatlandı. Şoför ve muavini motör kapaklarını açtılar. Oturdukları minderi kaldırıp onun altından çıkardıkları bir sürü alet ve edavatı ortaya döktüler. Ondan sonra saatlerce süren bir tamir başladı. ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Bizi Beyşehirden Konya'ya götüren kamyon Barsakderesi dedikleri bir boğazda sakatlandı. Şoför ve muavini motör kapaklarını açtılar. Oturdukları minderi kaldırıp onun altından çıkardıkları bir sürü alet ve edavatı ortaya döktüler. Ondan sonra saatlerce süren bir tamir başladı. ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Küçük Kara Balık - Samed Behrengi
Denizin derinliklerinde yaşlı balık oniki bin çocuğu ve torununu başına toplamış onlara masal anlatıyordu: Bir zamanlar annesiyle ırmakta yaşayan küçük bir karabalık vardı. Bu ırmak dağdaki bir kayadan doğuyor ve vadinin tabanında akıyordu.
Küçük balık ile annesinin ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Denizin derinliklerinde yaşlı balık oniki bin çocuğu ve torununu başına toplamış onlara masal anlatıyordu: Bir zamanlar annesiyle ırmakta yaşayan küçük bir karabalık vardı. Bu ırmak dağdaki bir kayadan doğuyor ve vadinin tabanında akıyordu.
Küçük balık ile annesinin ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Esrik Mülahaza - Osman Özkan
evden çıktığımda saat kaçtı acaba?
telefon çalmış mıydı? kapıyı kilitledim mi?
şarabın son damlasını içmiş miydim?
ben şarap içmem.
evde de kalmıyorum. haliyle anahtarım yok.
eh! zamanla ilgilenmiyor olmam olağanüstü sayılmaz herhalde.
yalan söylüyorum!
şarabı son ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
evden çıktığımda saat kaçtı acaba?
telefon çalmış mıydı? kapıyı kilitledim mi?
şarabın son damlasını içmiş miydim?
ben şarap içmem.
evde de kalmıyorum. haliyle anahtarım yok.
eh! zamanla ilgilenmiyor olmam olağanüstü sayılmaz herhalde.
yalan söylüyorum!
şarabı son ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Eskiz Öykü - Osman Özkan
Sisli, ıslak bir hava. Ağaçların koyu yeşil tepeleri, çöken sisle kaybolmakta. Bir berrak camın arkasından seyrediyormuş gibi etraf. Ulu bir dağın eteğindeki uçurumda, başı dumanlı, sessizliğe dahil olmuş. Uçurumun dibindeki köye, günışığı vuruyor sadece. Mısır tarlaları ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Sisli, ıslak bir hava. Ağaçların koyu yeşil tepeleri, çöken sisle kaybolmakta. Bir berrak camın arkasından seyrediyormuş gibi etraf. Ulu bir dağın eteğindeki uçurumda, başı dumanlı, sessizliğe dahil olmuş. Uçurumun dibindeki köye, günışığı vuruyor sadece. Mısır tarlaları ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Anlar - Jorge Luis Borges
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim yaşama,
ilkinden daha çok hata yapardım,
kusursuz olmaya çalışmaz,
sırt üstü yatardım.
İlkinde olmadığım kadar neşeli olur,
çok az ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim yaşama,
ilkinden daha çok hata yapardım,
kusursuz olmaya çalışmaz,
sırt üstü yatardım.
İlkinde olmadığım kadar neşeli olur,
çok az ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Seçici Geçirgen Olmalı - Çağrı Coşkun
Yaşadığımız çağı kimileri bilişim çağı (bilgi ve iletişim çağı) , kimileri modernizm sonu dönem, kimileriyse post-modern dönem olarak nitelendiriyorlar. Çağımızı adlandırmaya yönelik tek bir isimde birleşilememesinin sebebi ise yukarıdaki terimlerin bizâtihi anlamlarının tam sınırlarının çizilememiş ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Yaşadığımız çağı kimileri bilişim çağı (bilgi ve iletişim çağı) , kimileri modernizm sonu dönem, kimileriyse post-modern dönem olarak nitelendiriyorlar. Çağımızı adlandırmaya yönelik tek bir isimde birleşilememesinin sebebi ise yukarıdaki terimlerin bizâtihi anlamlarının tam sınırlarının çizilememiş ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Deney - Çağrı Coşkun
Farkındaysan/Cesursan/ve tüm kapıları/bir koç boynuzu
gibi zorluyorsan/özgürlüğün zaferidir/ellerinin emeği... Huzur kulübem ve ben bir film izledik geçenlerde, adı “Deney”di. Film, yazar Mario Giordani’nin 1971 yılında Stanford Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen bir deneyden esinlenerek yazdığı “Kara Kutu” ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
Farkındaysan/Cesursan/ve tüm kapıları/bir koç boynuzu
gibi zorluyorsan/özgürlüğün zaferidir/ellerinin emeği... Huzur kulübem ve ben bir film izledik geçenlerde, adı “Deney”di. Film, yazar Mario Giordani’nin 1971 yılında Stanford Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen bir deneyden esinlenerek yazdığı “Kara Kutu” ... ... ...
Yazının devamı için tıklayınız
KAS 21
Sayfa İstatistikleri
Toplam : 1941
Bugün :67
Toplam : 1941
Bugün :67
Warning: file() [function.file]: URL file-access is disabled in the server configuration in /home/disconne/public_html/edebiyat/edebiyathaberleri.php on line 5
Warning: file(http://www.ntvmsnbc.com/news/EDEB_front.asp) [function.file]: failed to open stream: no suitable wrapper could be found in /home/disconne/public_html/edebiyat/edebiyathaberleri.php on line 5
Warning: implode() [function.implode]: Invalid arguments passed in /home/disconne/public_html/edebiyat/edebiyathaberleri.php on line 5
Warning: stripos() [function.stripos]: Offset not contained in string in /home/disconne/public_html/edebiyat/edebiyathaberleri.php on line 7
NTV - Edebiyat Haber Başlıkları
